ANA SAYFA E-POSTA 
ÖZGEÇMİŞ MEDYA FOTOĞRAFLAR SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ 

ŞİRKETLERDEN HABERLER BAŞKANIN YORUMLARI BAŞKANIN MESAJI YOL GÖSTEREN YAZILAR BASINDAN


    
    
  Patron gibi hissetmek Patron gibi hissetmek  [11.3.2011]

  Dr. Uğur Tandoğan
Patron gibi hissetmek
Taksi şoförünün öyküsü
Ne yapsınlar? Bu İstanbul trafiğinde taksi şoförlerinden bir kısmı da filozof oluyor. Bu da o filozoflardan birisiydi. “  İşleriniz nasıl? ” sorumla başladı sohbetimiz. Yurt dışında çalışmış gelmiş. “ O zaman gençlik vardı. Para da vardı. Memlekete dönünce bir TIR aldım… TIR’ı ağabeyimin üstüne yapmıştım. Bizde ayrı gayrı olmazdı. Ne bileceksin? Bu mal bizi ayırdı. Bir gün kendimi kapı önünde buldum. Şimdi bu şekilde taksi şoförü olarak hayatımı kazanıyorum. “ Sıkışan trafikte konuşma da ağır bir trafiğe girmişti. Yeni bir yol açmak istedim. “ Yurtdışında ne iş yaptınız? “ dedim. Taksi şoförünün kederli sesi değişti, sesine bir canlılık geldi. “ Bir inşaat firmasıydı “ deyip firmanın adını söyledi. “ Orada da şoförlük yaptım “ dedi. Söyleyiş biçiminden yurtdışında mutlu bir çalışma hayatı geçirdiği anlaşılıyordu. Konuşma trafiğini bu mutlu caddede ilerletmek istedim. “ Bu firmanın patronlarını nasıl tanımlarsınız? “ diye sordum. Taksi şoförü çok kesin ve net bir biçimde “ Çalışkan ve dürüst “ dedi. Trafik ışığındaki kuyrukta hareketsiz bekliyorduk. Taksi şoförü o ana kadar hep içerideki aynadan bana hitap etmişti. Duran trafikten yararlanıp aynanın sanal dünyasından gerçeğe geçmek istemişti, kafasını geriye döndürdü. Suratında mutlu bir ifade vardı. Kendisine TIR aldıran iş ortamına dönmüştü bir anda. “ Size bir ilginç anımı anlatayım “ dedi. Anlattı.

“ Bir gün firmanın arabasıyla bir uzun yola çıkacaktım. Firmanın bakım istasyonuna gittim. Öyle ya, yol uzun, hava sıcak. Arabanın iyi bir bakımını yapalım da başına bir şey gelmesin. Ben böyle düşünmüştüm, ama bakım istasyonundaki çalışan adam benim gibi düşünmüyordu. İşi ciddiye almıyordu. Ben titizlendim; şuraya bak, şunu da yap diye talimatlar vermeye başladım. Bunun üzerine bakım yapan adam sinirlendi ve diklendi. “ Sen kim oluyorsun? “ dedi. Rütbemi soruyordu. Bunun üzerine ben ismim olarak patronun adını söyledim. Patronun adını duyunca tavır değiştirdi, bakım işini gerektiği gibi yaptı.


Yol dönüşü “ Büyük patron seni çağırıyor “ dediler. Ben büyük patronu ilk defa görüyordum. Ama o beni tanıyor olmalıydı. Çünkü beni görür görmez çıkıştı: “ Sen nasıl olur da benim adımı kullanırsın! “ dedi. O zaman bakım istasyonundaki olayı hatırladım. Anlaşılıyor ki araba bakımcısı ile yaşadığımız olaya büyük patron tanık olmuştu. Patronun çıkışmasının altında yatan nedeni tam anlayamadığımdan hemen savunmamı yaptım. “ İşlerin yürümesi için bu şirkette herkesin kendini patron gibi hissetmesi lazım. Ben kendimi sürdüğüm arabanın sahibi gibi görüyorum. Bu nedenle bakımında titizlenmiştim. Bakımcı arkadaşa bunu anlatmak için sizin adınızı kullandım “ dedim. Patron bir kahkaha attı. Durumu daha bakım istasyonunda anlamıştı. “ Keşke tüm çalışanlarım senin gibi düşünse. Kendilerini patron gibi görseler “ dedi. Patron ödül olarak bana ikramiye verdi ve beni 1.5 aylığına Türkiye’ye tatile yolladı. Dedim ya, dürüst adamdı. “

Bir yorum
Taksi şoförünün öyküsü gerçekten ilginçti. Belki de çağdaş yönetim anlayışında varılmak istenen hedefi sergiliyordu. Hedef,  çalışanların kendilerini patron gibi hissetmeleri. Bu şekilde  davranmaları, işi sahiplenmeleri.

Kendinizi patron gibi hissediyor musunuz?